|
Yazar:
Hale Karaarslan
Haziran 2009
Niçin Yaşamayı Erteliyor ve Yaşamamayı Seçiyoruz?
Niçin olmadan,
ol’muş gibi davranıyoruz?
Niçin
sorularımızın ve sorunlarımızın gerçekten sahibi ve takipçisi
değiliz?
Niçin bulduğumuz
her anlamı, değeri kendi ellerimizle yok ediyoruz?
Niçin
alışkanlıklarımızın yaşamımıza vurduğu kelepçeyi göremiyoruz?
Niçin en sıcacık,
içten sevgileri bulmuşken yine korkularımızı seçiyoruz?
Niçin kurtulmak
istemiyoruz biz sandığımız her şeyden?
Niçin varlığımızın
gerçek değerini göremiyoruz?
Niçin bu kadar
kendimize yabancı ve niçin Biz’e, gerçeğe bu kadar körüz?
Niçin gerçekten
samimi olamıyoruz?
Niçin kendimizi
kandırıyoruz?
Ve niçin oyun
oynuyoruz?
Aslında
tüm bu soruların gerçek cevaplarını kendimize verdiğimiz
zaman, bulduğumuz yine kendimiz olacak! Çünkü tüm deneyim,
dinler, öğretiler, savaşlar, yaşanan aşklar, nefretler,
öfkeler, tüm toplumsal değerler, her şey gerçeği, sevgiyi
görebilmeye… Toplumsal bilincin esiri olmadan yaşayabilecek
yürekler olarak içsel özgürlüğümüze kavuşabilmeye. Sevgiyi
yaşarken, korkmadan...
Gerçek
sevgi insanı sonsuz aşk boyutuna taşır ve bu boyutta insanın
yaratamayacağı şey yoktur. Yaşamın özü budur. Oynadığımız bu
dualitik oyunda oynadığımız her rol
Ben’i bulmak
içindir.
Sevgi'yi,
Aşk’ı bilmek…
Her canla yasadığımız ilişki sonsuz aşkı bilme isteğidir.
Biz değiştikçe aynalarımız da değişir. Bizi en iyi
gösterende
yaşamak, bir olmak isteriz. Ve o zaman
sonsuzlukta cenneti yaşamaya başlarız. Birlikte aşkın
sonsuzluğunda kayboluruz. Cennet biz olmuşuzdur ve yaratım
sonsuzdur…
Tüm bu
yaşananlar, dualite, zıtlar...Tüm ayrılık hikayesi aslında
içimizdeki özün kendini görebilmesi için oynadığımız
oyundur.
İki ruh sevgide bir araya gelmek için ayrıymış gibi yapar.
Bunu ancak
yaşayarak anlayabilir insan. Ego niçin vardır? Çünkü egodur
bizi deneyimlere iten. Kendimizi ancak zıddı
yaşayarak, bize,
bizi sorarak bulabiliriz. Tüm soruların arkasında ya sevgi,
ya da korku vardır.
Korku, sevginin
zıddıdır. Birinin olduğu yerde, diğeri saklanmıştır. Hakikat,
sevgidir! Gerçek aydınlanma tüm bu korkulardan kurtulduğumuz gün
olacaktır. Tüm üstatların pelerinleri su anda dünyadadır ve
korkmadan giyebilmemiz için bizleri beklemektedir. Kendimize
bile dürüst olamadığımız bir hayati yasıyoruz, pek çoğumuz,
"Seni seviyorum" sözcüğünü söylemekten bile korkuyoruz. Çünkü bu
sözün gerçek anlamını bile bilmiyoruz. Sevgiyi kişiliğimizin
ötesinde, her yerde ve herkeste görebilmenin o inanılmaz hazzını
yaşayamıyoruz. Ego bizi sürekli kontrol eder. İste o zaman
bilincimizi devreye sokabilmeli ve ruhumuzla uyum içinde
akabilmeliyiz. Ruhu dinlemeye başladığımızda korku yoktur, yargı
yoktur. Sadece sevgi vardır. Sonsuz bir kaynaktan akan sevgi!
Biz, sonsuz kez doldurulabilecek boş bardaklar gibiyiz. Ruhla,
askla dolarak bu yorulmak bilmeyen döngüyü tekrar tekrar
yaşarız. Ta ki, Biz' i bulana kadar.
İste o zaman, anda ve sonsuzlukta gerçeği; ASK’ ı yasarız. Gölge
olmaktan çıkıp, ışık olduğumuzu biliriz, içimizden ışıldarız.
Rumi söyle demiş;
Bizi gözeten biri vardır.
Perdenin Arkasında.
Gerçekte, biz orada değiliz.
Bu, bizim gölgemiz.
Herkesin içindeki ve her şeyin arkasındaki sevgiyi görebilmeyi
diliyorum hepimize, sevgiyle…
|