|
Yazar:
Ümit Öder
- Nisan 2009
Öğretmenlerimizin Atanamamasının Çözümleri
Atamaların en yok
olanında; Yapı Öğretmenliği mezunu olarak yazıyorum. Ancak
Türkiye'de bir şeyleri zorlamanın ve girişimciliğin
gerekliliğine inanıyorum.
Arkadaşlar,
sadece atanınca iş bitmiyor. Atandıktan sonra da iyi birer
öğretmen olma yolunda savaş var bence. Evet ülkenin aldığı
yanlış kararlar malum ancak atanan öğretmen arkadaşlara da
baktığımda durumun içler acısı olduğunu görmekteyim. Bizim
mesleğimiz herhangi bir teknik alan çalışması gibi değil. Bizler
insan yetiştiriyoruz; bu noktada da o kadar az öğretmen
arkadaşımın rehberlik bilgisine sahip olduğunu görüyorum ki, bu
beni daha da üzüyor. Bununla birlikte, hükümetin bu noktada
siyasi kararlarla atama yapması daha derinden yaralıyor beni.
Hatta birçok lisans mezunu arkadaşımın çok cüzi ücretlerle vekil
öğretmen veya ücretli öğretmen adı altında çalıştırılması da bu
işin bir başka yönü. Bu arada bazılarını da görüyorum; emekli
olup bu milli eğitim sisteminde çarkın bir parçası olmayı
bırakın, eğitimi bir rant olarak görme çabası da mevcut.
Türkiyemiz’de
eğitime ciddi anlamda sahip çıkıp pürüzleri temizlememiz
gerekiyor. İyi politikalar oluşturmalı, yeni projeler ortaya
koymalıyız. Bakın mesleki eğitimde şu an durum içler acısıdır.
Dershanecilik sisteminin mağduriyetlerini bugün meslek liseleri
yaşamaktadır ve aynı zamanda siyasi bir karar olan imam
hatiplerin acısı meslek liselerine çektirilmektedir. Ancak
görüyorum ki neredeyse sayısı yüzlere varmayan meslek liseli
ancak hakkını savunuyor. Bunun yanında neredeyse tüm imam hatip
mezunu arkadaşlar sahneye çıkıyor.
Evet, bakınız
bizler Türkiye'nin ara teknik eleman açığını kapatmak bu anlamda
üretimi daha kaliteli ve uluslararası standartlara getirmek için
kalifiye insanlar yetiştirme derdinde olan teknik eğitim veren
teknik öğretmenlerken bugün gelinen konumda atanamaz olmuşuz.
Bakınız yapı alanında kaç tane yetişmiş insan var soruyorum
arkadaşlar. Ya doğudan gelmiş vasıfsız, hayatında bir kaç tuğla
örmüş insanlar bu alanda çalışırlar ya da işsiz kalmış
insanların ekmek kapısıdır yapı sektörü. Ancak Avrupa’da ya da
uluslararası standartları yakalamış ülkelerde durum tam
tersinedir. Ve sonra bu teknik eleman azlığından kaliteli
yapılar yerine sorunlu yapılar oluşmakta ve bu eğitimsiz
insanların müteahhit olmaları durumunda daha da büyük vahametler
ortaya çıkmaktadır.

Az önce
belirttiğim gibi, gerek Türk Eğitim Sendikaları olarak bu konuda
fikir geliştirebilecek yeni projeler ortaya koyabilecek ekipler
oluşturulmalı, gerekse de bu konuda mağdur olan atanamayan
arkadaşlar tarafından projeler ve yeni yasa önergeleri
düzenlenmeli. Bakanlıkla diyaloglar geliştirilip çalışmalara hız
kazandırılmalı. Bu işler sadece eylemle değil bizler birey
bilinci ile devletin birer parçası olarak kendimizi görüp
sorunun bizim sorunumuz olduğunu kavrayıp konuya sahip çıkarak,
çözümcü bir mantıkla bizzat uygulama yönünde fikirlerimizi
hayata geçirmeliyiz. Gerekirse öğretmenlerimiz için yeni girişim
alanları geliştirip bakanlıkla bunları ortaya koymalı ve bu
noktada projeler geliştirip çeşitli fonlardan destek alarak yeni
atanamayan arkadaşlarımıza da istihdam imkanının yanı sıra
halkımızın eğitimsiz kalan kısmının da bir an önce eğitim
hayatına katılmasını teşvik etmeliyiz.
Benim iki yıl
kadar önce Yapı Öğretmenliği mezunu olup atanamayan başarılı
arkadaşlarıma yönelik Yapı Eğitim Merkezi Projem vardı. Bunu
üniversite bünyesinde uygulayıp orada direkt istihdam ortamı
üretecek aynı zamanda şu an hali hazırda çalışan inşaat
elemanlarının eğitimini sağlayacaktık. İşte tüm arkadaşlarımdan
da bu tür girişimleri ve daha fazlasını bekliyorum ve eminim ki
daha iyilerini yapacaklardır. Karamsarlık Atatürk'ün
öğretmenlerine hiç bir zaman yakışmadı yakışmayacak ta.
Mesleğinizin ulviyetini ubudiyetini her zaman taşıyınız değerli
arkadaşlar. Çünkü sizler Türkiye'nin geleceği ve aydınlığı
olacaksınız. İster bu işi dört duvar arasında bir maaşla yapın
ister dört duvarı olmayan herhangi bir yerde olun. Adınızı
öğretmen olarak yansıttığınız anda sizden parlayan o ışık eminim
ki birçok Türk Gencinin ilelebet aydınlatacak ve ülkemizi en
güzel yarınlara taşıyacaktır. Hepinize yürekten inanıyor ve
yapacağınız Türkiye Cumhuriyeti adına aydınlık ve geleceği
tevelli eden, bu ülke bizim koruyacak kurtaracak ta, ilerletecek
te bizleriz şiarıyla tüm çalışmalarda maddi manevi her zaman
yanınızda olduğumu bildirirken Mustafa Kemal Atatürk'ün şu veciz
sözüyle sözlerimi bağlamak istiyorum:
“Mualimler!
Yeni nesli, Cumhuriyetin fedakâr öğretmenleri ve eğiticileri,
sizler yetiştireceksiniz. Ve yeni nesil sizin eseriniz
olacaktır. Eserin kıymeti, sizin maharetiniz ve fedakârlığınız
derecesiyle mütenasip bulunacaktır.”

2005-2009
©
indigodergisi.com
Dergimizi kaynak gostererek alinti yapabilirsiniz. |