23
YTL’den başlayan fiyatlarla gecikmeden
rezervasyonunuzu yaptırın.
Bütçenize uygun reklam verin, 50,000 okuyucuya ulaşma imkânına sahip
olun. Günlük 3,5
YTL’ye reklam vermenin avantajını yaşayın.
Annem… Bağımsız, nasıl ve
neden sevdiğimi bilmeden sevdiklerimden… Hayatımda olduğu için, annem
olduğu için onur duyduğum annem. Annem çok genç evlenmiş, çok genç anne
olmuş hayatını ailesine ve çocuklarına adamış bir eğitimci… Her şeyiyle
yanında olmak istediği için tek bir çocuk getirmiş dünyaya. Buna rağmen
yüzlerce çocuğu var annemin.
Hıdrellez günü, Hızır ve
İlyas’ın yeryüzünde buluştukları gün olduğu savıyla kutlanmaktadır.
İslam coğrafyasına bakıldığında Hıdrellez gününün yoğunlukla Türkiye'de
kutlanıldığı görülmektedir. Geceden gül dallarına kırmızı bezler bağlanır, gül dibine genç kızlar yüzük atar,
davullar eşliğinde oyunlar
oynanır, su kenarlarında, yeşilliklerde eğlenilir, ateşten atlanılırsa
ev sahibi olacağına inanılır.Derleme: Mehmet Karaarslan
Çin Halk Cumhuriyeti’nin sınırları
içerisinde yer alan ve tarihi “İpek yolu”nun başlangıç şehri olan
Xi'an şehrine 100 km uzaklıkta “Qin Ling Shan” dağlarında
“Büyük Uygur Türk İmparatorluğu” döneminden kaldığı düşünülen irili ufaklı
100 kadar piramit ve bunların içerisinde “Beyaz Piramit” adı verilen ve 300
metre yüksekliğinde Keops piramidinden daha büyük ve yüksek bir piramit
bulunuyor.
Dünya, beklenen gıda savaşlarına doğru
mu gidiyor?
Son günlerde bir anda bütün dünyanın gündemine tahıllardaki fiyat artışı ve
buna bağlı olarak artan gıda fiyatlarındaki artış ve ekme bulma kavgaları
oturdu. Son bir ayda gıda fiyatlarındaki katlanan artışı başta İtalya,
Mısır, Haiti, Özbekistan ve Endonezya’da kitleleri sokağa döktü.Yazar:
Prof. Dr. İbrahim Ortaş
‘Benzer benzeri
iyileştirir’ prensibiyle Alman Doktor Samuel Hahnemann tarafından 200 yıl
kadar önce geliştirilen Homeopati günümüzde birçok ülkede bilimsel olarak
kabul görmektedir. Türkiye’de hala bilimsel geçerliliği bulunmayan bu
alternatif tedavi yöntemini yakından tanıyalım.
Ve kapısını çalıyorum Şebnem
Aksan’ın, heyecanla, kalbimde dansla ilgili bu hisler... Anlatıyor ve
anlatıyorum, karşımda onun anlayan parlak gözlerini gördükçe. ‘Sana, seni besleyecek
şekilde dönüyor dans’diyor. Dans ediyor olmak, doğaçlıyor olmak senin kendi
kendini yansıtmana yardımcı oluyor, bu yüzden çağırıyor seni.
Röportaj:
Özge Esirgen
Hızlıca gerinip bir kazma
daha vurdu. İyice yorulmuştu. Eliyle alnındaki telini silip doğruldu. Güneş,
ona yardımcı olacağına sanki daha da terlemesi için daha fazla ısı
veriyordu. Belini sıvazladı. Sabahtan beri tarlayı çapalamasından dolayı
iyice beli ağrımıştı. Yine dert yana yana kazmayı vurdu bir daha. Her
vurduğunda mazinin acısını çıkarıyordu. Dalıp gitmişti maziye çünkü...
Yazar:
Efe Elmas
Çince’de
rüzgâr ve su anlamına gelen doğa’nın “chi” olarak bilinen yaşam enerjilerini
dengeleyerek hayatımız da olumlu enerjileri (sağlık, mutluluk, başarı ve
zenginliği) artırma, olumsuz enerjileri ise önleyecek şekilde yerleştirme ve
düzenleme sanatıdır.Yazar: Nihal Demir
Duyguları
bir beden edip zırh gibi giymek mi yoksa o duyguları olgunlaştırıp ulvi
duygularla, aşkla yaşama geçirip yaşamak mı en güzeli?Aşk, hayatın aslı, nihayetimizse; buna varmak
gayretiyle yanıp tutuşan Mevlana, Şems, Yunus gibi kişilikler en güzel
örnekler yaşamımızda. Ne mutlu ki onlar hala yaşamaya, bizlere rehberlik
etmeye devam etmeye devam ediyorlar.
1 Mayıs İşçi Bayramı işçi
sınıfının uluslararası birlik, mücadele ve dayanışma günüdür. Dünyanın
birçok ülkesinde resmi bayram olarak kutlanmaktadır. Ülkemizde ilk olarak
1923 yılında Amele Bayramı olarak kutlanmış olan 1 Mayıs Türkiye'de “hâlâ” resmi bir bayram statüsünde değildir.
Bırakın bayram olmayı neredeyse herkesin aklını kaybettiği bir gün
olarak hatırlanır ya da anılır oldu.
‘Şeytanın işi
olmayınca kuyruk tartarmış’ diyesi geliyor insanın, İskandinav ülkelerinde
patlak veren cehennem tartışmalarını okuyunca. Hâlbuki kuzey Avrupa ülkeleri
hem ekonomik hem de sosyo-kültürel açıdan dünyanın zirvesinde. İşsizler
ülkeleri olmadıkları her hallerinden belli.
Her sabah uyandığımda
kendimle buluşuyorum banyonun aynasında. “Günaydın!” diyorum kendime.
Günaydın yeni güne, sevgiyle... Bazen gecenin derinliğinde bambaşka
âlemlerde geçirdiğim anların etkisiyle darmadağınık uyanıyorum, dinlenmiş
bir bedenin içinde yorgun, bir o kadar karışık zihnimle. Bazen bir duyguyla
yüklendiğimi farkediyorum umarsızca.
Yazar:
Rüya Yüksel
Uzun yollardayız, tıkışmış
yaşamlarla bir taksinin bunaltıcı havasını soluyoruz. Kars’a giden yolda tek
bir ağaç görmek mümkün değil. İç Anadolu’nun bozkırlarını anımsıyorum, bizim
oraları, yollarında sadece toz dumanın uçuştuğu memleketimi, bazı
alanlarında Tuz Gölü’nün tuzundan kavrulmuş yanık kamışları.Yazar:Meliha Başal
Dünyamızın bazı bölgeleri
hariç her yerde ulaşılmaya çalışılan en önemli şey bilgidir. Gazeteler,
kitaplar, dergiler bir kenara bırakıldı. Onların yerini televizyon aldı.
Çağımızın en önemli iletişim aracı olan internet insanların bilgi
paylaşımını kolaylaştırdı. Üstelik, yeni tabirle anında görüntü.Haber:
Ümit Çilingiroğlu
Yaşadığımız
çağın, iletişimde muhteşem gelişmelerle dolu olduğunu bazen şaşkınlıkla
izliyoruz.İnsanın parmak ile dokunmasına gerek
kalmadan beyin dalgalarıyla iletişim kurup çalışabilen telepatik klavyeye
kadar vardı bu iş.Yakın
bir gelecekte Bill Gates’e göre klavye ve mouse
(fare)
tamamen ortadan kalkacak ve havaya yazı yazar gibi el hareketleriyle
kullanacağız bilgisayarlarımızı.
Yeditepe Üniversitesi
Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanlarınca geliştirilen fibula tekniği,
osteonekrozlu hastalara umut oldu. Üç
hasta üzerinde başarı ile uygulanan tekniği Doç. Dr. Tahsin Beyzadeoğlu, bir
ağacı fide olarak ekmekle, ağacı canlı olarak nakil etmeye benzeterek
hastalar, beklemesine gerek kalmadan canlı kemikle yaşamını sağlıklı bir
şekilde devam ettirecek dedi.
Hasta olarak doğuyoruz; sırt
çantamızda hastalık olarak bize geri dönecek bir sürü ödev ve farkındalık
sorumluluğu ile dünyaya geliyoruz. Ama Altın Çağ’ın tüm altın bilgi ve
enerjisinde artık hastalığa gerek yok. İyileşmemiz yakınlaşıyor. Anahtar
kelime ise şifa. Ferhan Gürbüz, şifa ve şifacılıkla ilgili soruları
yanıtlıyor.Röportaj: Nil Otova
Aşk ve Müzik bu topraklarda
yeşerdi. Batının doğusu, doğunun ise batısı. Ne
doğuydu, ne de batı; dünyanın tam merkeziydi. Güneşin yükseldiği topraklardı;
Anadolu’ydu. Bu topraklar, ne ozanlar, ne şairler, ne âşıklar yetiştirdi.21’inci yüzyıla girdiğimiz bu günlerdemüzik küresel bir değerken, bizim müziğimizi temsil
edebilecek sanatçılar doğuyor. Mürsel Işık bu sanatçılardan biri. Haber: Mehmet
Karaarslan
Şimdi
doğmakta olan çocuklar onların anne babaları olarak doğanlarımızdan radikal
şekilde farklıdır, ama yirmi yıl önce çocuk – yetiştirmeye uygulanan aynı
kurallar bugün hala uygulanıyor. Gerçekte, bu kurallar daha öncekinden çok
daha önemli, çünkü bu yeni çocuk “türü”, indigo/kristal çocuklar,
ebeveynlerin tarafında ilave bakım gerektiriyor.
Nişantaşı’nda, masa bulmak için ayakta sıra beklediğiniz
restoranların birinde oturmuş, yemeğime yoğunlaşmış gibi görünerek yan
masaları dinliyor, göz ucuyla onları izliyorum; İtinayla süslenerek
birbirlerine benzemek için saatler harcamış, günümüz standartlarında “güzel”
denilen kadınlar, bir erkekten beklenmeyecek derecede bakımlı, dedikoducuerkekler.Yazar:Seblâ
Kutsal
Elif Şafak son romanı Siyah
Süt’te şöyle diyor: “Ne çekiyorsak normallerden çekiyoruz. Faşizm kötülerin
değil, normallerin eseridir. Sürüye ayak uyduran, verilen her emri sorgusuz
sualsiz yerine getiren sıradan insanlar her türlü totaliterliğe açıktır.”
Çelişkiler yumağında yün
eğiren uyuz bir kedinin sağ bacağının kırık diziyle kilerin kapısına
sıkışmış kuyruğunun acısı arasında gide gelen, halden anlayan ve anlamayan
fareleri kovalamak gibi bir misyon üstlenmek zorunda kalmasının getirdiği
ağır yük bir yana, hiç de hesapta olmayan bir isyan çıkarmıştı pireler
başımıza.Yazar: Can Duman
Bilirsiniz; ortanca
çocuklar, genellikle ailelerin en çok çaba sarf etmek zorunda kalan kesimi
yansıtırlar. Ne çok küçüktürler, her yaptıkları hoş görülsün ne de yeterince
büyüktürler, isteklerini yerine getirebilsinler. Onlardan hep büyük şeyler
beklenir ama başardıkları, ailelerinin umduğunu karşılamazsa küçük olmakla
yargılanırlar.
Yazar:
Burcu Akar
Sağ eliyle bıçağı tutuyordu
sol eliyle ekmeği. Tereyağı ekmeğin üzerinde kayarken, kısa süre önce
beyninde oluşturduğu cümleler de tereyağının ekmekte kaydığı gibi
kaymaktaydı. Tereyağını nasıl plansız, gelişi güzel sürüyorsa ekmeğe,
laflarını da plansız ve gelişi güzel söylüyordu yüzüme.Yazar:
Luke Skyvolkan
Dünümü hatırlatan yükler,
geleceğe taşınamayacak kadar ağır. Bırak artık! Dönüp duran spiral sana
dönecek zaten, ne gerek var? Rengârenk kâğıtlara karaladığın sevgi
sözcüklerini her varlığa dağıtmaktan başka yapacağın bir şey yok sevgilim. Olasılıklar evreninin
içine düştüğün o gün, mavi solucan deliğinden çıkmanın sersemliğini ne kadar
da rahat atlatmıştın hatırla!Yazar:
Didem Çivici
Anlamanız gereken sadece
ve sadece kendiniz olmalı. Bırakın, başkaları kendilerini anlasın, onları
anlamaya çalışmakla vakit kaybetmeyin. Ama hayattan ve çevrenizden kopup
inzivaya çekilmenizden de bahsetmiyoruz. Hayatı yaşarken tam da içinde dolu
dolu yaşarken hem de... Ve
herkesle dolu dolu paylaşırken hayatı... Deneyimlemeniz gereken sadece
kendinizsiniz ve kendi duygu-düşünceleriniz...
Öğreti sevgi ve yaratım…
‘Evet’, alan bir kelimedir. Biz nereden alırız? Bizi bizden ayıran nedir?
Ayırmamak nedir? Birlik duygusu akmak ve bir eğilim olduğunu görmek... Sen
bir bilgi ve sevgi parçasısın. Sistemler ve yaratımlar ortasında kendini
ifade etmek için seçimler yaparken neleri yargılamaktasın? Yargı içinde.